6 Mayıs 2013 Pazartesi

Üçüncü Tekil Şahıstan Birinci Tekil


 
 Geçtiğimiz günlerde yeni tanıştığım sevgili bir arkadaşımın, bir ablamın sınıfında bir öğretmeni kompozisyon ödevi olarak bir arkadaşlarını anlatmalarını istemiş. Kendisi de sağ olsun beni anlatmak istemiş. Okuyunca ben çok sevdim; dilerim sizler de seversiniz:
“Tanıdığım nadir ve değişik insanlardan biri O. Bu satırlarda üçüncü tekil şahıs olarak bahsedeceğim ondan sizlere. Kendisini yaklaşık 3-4 yıldır tanıyorum ama birebir muhabbetimiz yeni yeni olmaya başladı.
Değişik alışkanlıkları var. Ve tabi düşünceleri… Tanıdığım herkesten farklı düşünüyor. Bazen imreniyorum ona doğrusu. Yaşıtlarında oldukça farklı düşünüyor. Ondan 2 yaş büyük olmama rağmen bazen benimle bile ters düşmekten çekinmiyor. Düşüncelerinin hep arkasında...
Yolun hep en uç tarafından yürüyor, yalnızlığı seviyor. Yolun hep aynı yerinden karşıya geçiyor bir adım şaşmıyor. Yürümek onun için bir tür terapi. Müzik dinlemeyi ve kitap okumayı hayatının bir parçası durumuna getirmiş durumda.  Kitap demişken çok okuyor; çok çok fazla okuyor, kitap okumayan birine âşık olunamayacağına inanıyor. İnanılmaz okuyor ve bundan büyük mutluluk duyuyor. Onu ne zaman görsem elinde başka bir kitap...
Bir toplulukta yürürken hep solda yürüyor.  Ama bir erkeğin solunda yalnız eşinin yürüyebileceğine inanıyor. Değişik inançları var. Solda yürüyen kadının sağ omzundaki mutluluğa inanıyor. İnsanları bir bakışta tanıyabiliyor ve çoğu zaman yanılmıyor.
Çayı aşırı çok seviyor, onun için çok önemli. Zaten devamlı çay içiyor. Bir de kahve bağımlılığı var ama onu ayılmak için kullanıyor çünkü çok az uyuyor. Ama uyuyunca her şeyin geçeceğine inanıyor. Bu arada kahveyi çaydan çok sevdiğini söylerken “kahve duymasın gücenirse çok üzülürüm” diye ekliyor.
Kitapları onun için ayrı bir dünya. Hepsini tek tek birer kişi gibi görüyor ve öyle değer veriyor. Kitaplardaki insanları sokaklardakilerden çok seviyor. Bir ton kitabı var ve onlarla inanılmaz mutlu.
Kendi yaşındaki insanlardan çok çok farklı her şeyiyle... Saatlerce eski müzikleri dinleyip hiç sıkılmıyor. Değişik bir müzik zevki var, o da kendine has. Dinlediği müzikler anlatılmaz mutlu ediyor insanı. Pop dinlemiyor pek fazla. 1900’lü şarkılara bayılıyor özellikle plaklara.
Dinlediği televizyon ve radyo programları her insanın sıkılmadan dinleyeceği türden değil. “Makam Farkı”nı dinleyerek mutlu olabiliyor ve tam bir Leyla İle Mecnun hastası. Mutluluk demişken; mutlu olması çok kolay... Saçlarını açtığında yüzüne çarpan şampuan kokusuyla bile mutlu olabiliyor. Gözlerini açabiliyor olmasını bile bir mutluluk nedeni olarak görüyor. İnanılmaz derecede pozitif bir insan. Ve çok güzel gülüyor. Gülüşü insanı neşelendiriyor adeta.
Aynı şekilde değişik bir enerjisi var. Mutlu olduğu ortamdaki herkesi mutlu edebiliyor. Hüzünlü olduğu anlarda ise çevresindeki herkes hiç bir şey yapmadığı halde ona katılıyor sanki. Ama onunla olmak bile hayata farklı baktırmaya yetiyor. Mesela elleri, elleri bile güven veriyor.
Denizi ve maviyi çok seviyor. Hemen hemen her kıyafeti mavi, öyle ki artık annesi mavi bir şey alamsını istemiyor. Annesi demişken annesiyle inanılmaz bir samimiyeti var. Ve babasına tam anlamıyla âşık.  Annesi olmadan hiç bir şey yapası gelmiyor. Kardeşlerine de aşırı bir bağlılığı var. Çocuklar garip bir şekilde onu çok seviyor. İyi bir anne olacağı şimdiden belli.
Yalnızlığı seviyor. Yanına illa birini aramıyor. Garip yetenekleri var. İnsana zor gelen bir şeyi kolaycacık hemence yapıveriyor sen anlamadan hayran kalıyorsun. Doğru bildiğini söylemekten çekinmiyor. Kendi doğrularının hep arkasında. Hayatındaki insanların yanlış kararlar alamsına müsaade etmiyor. Kendisi de yanılmıyor çünkü hep mantığıyla hareket ediyor ama yeri geldiğinde kalbine de yol vermesini biliyor. Garip bir şekilde çok cesur çok yürekli.
Günümüz aşklarına ve gerçekliğine inanmıyor. Kocaman bir yüreği var ve kocaman yürekli birinin onu bir gün bulacağına inandığı için acele etmiyor. Hayatına gereksiz insan almıyor ve çok karşı. “Aşk” kavramının şimdiki kadar basit olamayacağına kanaat getirmiş ama aşka inanıyor. Birlikte sevdiği çiftler var mesela.
Kendine kapanık. Çok sırlı yaşıyor. Onu tam anlamıyla tanımak imkânsız gibi bir şey. Çok uzun vadeli plan yapmıyor. Sabah kalktığında akşam için söz vermiyor mesela. Sözlerine çok sadık. Söz verdi mi her halükarda tutuyor. Çocukları bile kandırmıyor. İlginç bir insan tamamıyla.
Geleneklerine çok dikkat ediyor. Herkesle mesafeli. Sıkı fıkı olduğu insan sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Tam bir eskin İstanbul hanımefendisi. Öyle bir edası var. Kendiyle barışık bir insan.Ve çok veciman. Evde oturmaya bayılıyor ama gezmeyi de seviyor. Sempatik ve sadece ondan duyduğum kelimeleri var. Kelime türetmeyi seviyor bir de öğrendiği her yeni kelimeyi hala cümle içinde kullanmaya özen gösteriyor.
Açık havaya bayılıyor. Özellikle bahar havalarında cıvıl cıvıl. Çok da film izliyor. Bahçede oturmak en büyük hobilerinden. Hayattan beklentileri fazla ve umudunu hiç yitirmiyor. “Nefes alıyorsak hala umut var demektir” ilkesine inanıyor. Benimsediği bunun gibi birçok ilke var.
Çok titiz bir de. Bütün kitapları rafta, giysileri dolapta aynı yöne bakıyor. Kıyafetleri konusunda çok özenli. “Kıyafet insanın bayrağıdır” ilkelerinden biri. Kimseyi küçümsemiyor. İnsan ayrımı yapmaya çok karşı. Yanında yapılacak her hangi bir muhabbette hemen” biz böyle yaratılmayı kendimiz mi seçtik ki böyle konuşma hakkını buluyorsun kendinde” diye azarlıyor. Dedikoduya çok fazla karşı. Yanında asla ettirmiyor kime ne söyleyecekse yüzüne söylüyor. İnsanları kırmaktan çok fazla korkuyor. Kendisini “çok iyi bir insan olmasam da ben kötü biri değilim” tanımıyla tanıtmayı kâfi buluyor. Kendine has tabirleri var. Onları bir tek o kullanıyor.
İşte böyle nev-i şahsına münhasır bir zat-ı muhterem kendisi. Konuşma tarzından duruşuna her şeyi kendine özgü. Bir benzeri daha yok. Şaşılacak bir kız. Ben bir kız olarak hayranlık duyuyorum kendisine. Bazen ben ondan değil o benden büyükmüş gibi davranıyor. Bu saydığım özelliklerin sahibi henüz sadece 18 yaşında bir kişilik ama 28 yaşında bir akla sahip olduğunu düşünüyorum. Ve böyle bir arkadaşım olduğu için kendimi çok şanslı hissediyorum.”
Kendisine düşünceleri için çok teşekkür ediyorum. Böyle bir insan olarak anılmak inanın çok onur ve gurur verici. Kendisine bir kez daha teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kalınız. :)


http://www.youtube.com/watch?v=HPO_Q2NtcRc

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder