22 Temmuz 2014 Salı

İki Kere İkimsin İyi ki Geldin

 
İyi ki geldin; yüreğimin zarif acısı.
Şimdi bu şehir, adının incesiyle gülümsüyor kuşlara. Basıp geçtiğin yollar, dokunduğun duvarlar; her yer şarkı söylüyor. Kimyası değişiyor gökteki yıldızların. Parlıyor aklımdaki kuyruklu uçurtmalar. Şimdi her evin gölgesinde bir avuç su kalbim, yüzünü yıkıyor göçüp gitmiş babalar, ağzını uzatıp yudumluyor terlemiş şen çocuklar. 
İyi ki geldin bak!
Şimdi bu şehir çocuk, bu şehir baba, bu şehir aşk…
Seni yıllarca sakladım inan. Yazdıklarımda, çizdiklerimde. Şarkılarımda, sözlerimde. Gözüm gibi saklıyorum bendeki seni;  o gün bugün hiç kimseye dönüp bakmadım.  Bir tek seni yazdı kalemim ve yemin olsun kalemime senen başkasını değdirmedim. Teşekkür erdim böyle baktığın için, teşekkürler aklımda kaldığın için. İyi ki geldin !
Tüm yıl beklediğimiz güneşli günler, ağustos ayının görünmesiyle içimizi ısıtmaya başladı. Şimdi içimiz tatil düşünceleriyle kıpır kıpır. Biz güneş açtıkça heyecanlandık, hava kapandıkça sabırsızlandık şimdi vuslata geldi sıra. Konuşan iki yüreğin, iki kalemin kalemin konuşamayan yazıları bunlar. İlerleyen satırlarda hepsiyle tek tek tanışacaksınız. Biz bu satırlardan sesleneceğiz sizlere.
Hayata bir es verip durmanın zamanı şimdi, biraz soluklanmanın. Seni sana çağırıyor bu satırlar. Satırları çevirdikçe daya kulağını kalbine. İnsan kokulu hikâyelerin sesi karışsın sesine. Çocukluğun, yeniden çakıl taşları atsın pencerene. Aksini göreceğin, sudan bir aynaya dönüşsün kalbin. Kuşlar konsun omuzlarına. Özlediğin güneşin sarısı fener olup aydınlatsın yolunu. Seni sana çağırıyor bu satırlar.  Şimdi çok gerilerde bıraktığını sandığın geçmişinin sokaklarında gezin. Sohbet et kendinle, hayatı bir tüy gibi avucuna alıp üfle.
Yapraklar sararacak, yere bırakacak kendilerini ardından. Sen güneşin günden ayrılışını izleyeceksin. İşittiğini yazmak için, gördüğünü, kokladığını yazmak için kaleminle rüya göreceksin.  Yazlar güze dönecek, güzler kışa savacak sırasını. Kâinatın düzenine seyirci olacaksın. İçinde derde derman, aşka âşık var. Kollarınla sar ve kokla menekşemi, çevir satıları...
 Hazır mısın?
Avazın Çıktığı Kadar Bahar gönlüme!  Sen, pek sevip saydığımız mevsim! Gelişin gecikince seni çağırmaya karar verdik.  Seni şımartmaktan da korkuyoruz ama sen buna aldırma, biz pek çok şeyden korkarız.  Ey mevsimlerin özü! Pek kıymetli bahar! Ne olur beklenmedik bir anda gelsen. Akşam serinliğinde üstüme bir hırka alsam.
 Geceler benim olsa, geceler hepimizin olsa. Gelsen de huzursuzluk başucumuzdan kalksa!
 Öyle bir gelsen ki, ölüm gelince aklıma, “Allah’ım, n’olur şimdi değil” desem.
Yıllar geçse de hiç yaşlanmıyorum. Her mevsim biraz daha gençleşiyorum.
Biraz daha gülümseyerek bakıyorum hayata. Çevremdeki yüzler değişse de duyduğumuz heyecan, hissettiğimiz samimiyet hiç değişmiyor. Biliyorum.
Dönüp ardıma baktığımda; dünyaya gözlerimi açtığım o bahardan beri, geçip giden yılların yorgunluğunu, kırgınlıkları değil de dolu dolu yaşanmış tam 77 mevsimin varlığını hissediyorum.
Benimle birlikte bu yolda yürüyen ve şimdi dünyanın farklı yerlerinde kalbinde benim hatıralarımı taşıyan dostlarımın olduğunu düşündükçe mutlu oluyorum. Her gün her dakika yeni dostlar ediniyor, gençleşiyor, içimdekileri paylaşıyorum.
 Benim adım yok, ben yüreğinde hissettiğinim, ben seninim…
Bir veda daha ediyorum baharın tazeliğine ve yazın coşkusuna. Eylül, en sarı hâliyle usul usul kapımı tıklatıp, bir misafir tedirginliğiyle konuk oluyor satırlarıma. Buğulu camın önüne çektiği masasında en duygusal şiirlerini yazıyor. Yeni sözcükler keşfediyor satır aralarında. Yazın güneşinden kamaşmış hayalleri daha gerçekçi görünüyor gözüne.
Göçmen kuşlar güneye yönelmişken, yağmur tadında bir müzik açıyor. Sen yağmurda yürümeyi seversin; sonra sen çayı da seversin iki gözüm, çay demledim sıcacık; ellerini, yüzünü, yüreğini al da gel içelim.
Ağaçlardan düşen yapraklara bakıp hayatı ve ölümü sorguluyor. Hüzün kokuyor şimdi satırlarım ama umut baharlar kadar yakın. Sen geldin ya gönlüme her mevsim bahar şimdi.  Seni bana nerden göndermişler? Nasıl olup da kalbime kalbime eklemişler? En güz hâlimle ellerindeyim şimdi, koskoca 4 yıl yüreğimizdeki. Yıllardır topladığım yapraklardan ağaçların sırlarını fısıldıyorum kulaklarına; duy beni!
Kollarını açabildiğin kadar aç, çünkü mevsim bahar… Hafiften bir rüzgâr esiyor ve içimi ısıtan bir müzik çalıyor. Göçmen kuşlar geri geldi, dondurucu soğuklar, şiddetli yağmurlar gitti. Ağaçlar çiçek açtı, cemreler sırayla düştü. Uzun kış geceleri yerini uzun güneşli günlere bıraktı. Ve bahar geldi gönlüme. Hoş geldi. Bahar, sen satırlarıma dol diye açık bıraktım pencereleri…
Yaz, yaşamın anlamını bırak satır aralarına. Sevdalarını, korkularını, umutlarını, i­nsanlığını bırak. Ölmekle gömülmeyecek b­ir cümlen olsun hayata dai­r. Kend­inden geri­ye okunulası bi­r hayat bırak. Yorulma yasamaktan, yaşadığın kadarını yazmaktan…
Yaz! Bi­li­yorsun, bi­zi­ kalem tutmak yormaz!
Öyle bir an geliyor ki, susuyorsun. Sanki konuşmak istesen dilinden tek kelime çıkabilecekmiş gibi. Görmek istesen gözün güzelliği görebilecekmiş gibi. İşte öyle zamanları toplayıp sana bir ben biriktiriyorum. Çocukluğumun en masum gülümsemelerini kimseye elletmiyorum, sana aitler.
Yıllar geçmiş olsa da aradan bir sen kalıyordun tozlu raflardan bana. Sonra bakıyorum ki birbirimiz olmuşuz biz aslında geçen yıllarda. Küçük küçük şeyler biriktirerek büyük sevdim ben seni. Yıllar önce yüreğime değen sevdanla şimdi bir kuş olmuş gönlüm; pencerelerini açtığım an sana uçuyor. Avuçlarına bıraktım onu ve sen avuç içlerimden öptün beni; bu yüreğinden öpmek demektir aslında. Anladım ki neler geçerse geçsin şu ömrümden, yıllar da, benim dönüşüm hep sana.
Beklemek... Ne zor bir kelime... Olur ya elin gider kâğıda, kaleme. Yazamazsın. Yazarsın, kendine bile okuyamazsın. Özlemekten utandığın oluyor mu? Bu ne biçim yangın dediğin? Gözümü kapasam da bir gün daha geçse dediğin mesela?
"Allah sabredenle beraberdir" diyor ya Kitap, korkumdan sabrettiğim oluyor. İçim içimi kemirip de sabrediyormuş gibi yaptığım bazen. Sanki ellerim yetermiş gibi duygularımı kapatmaya. Yetmiyor... Gelecek derdim sana... Güzel günler gelecek, bu korku neden? Ne var ki, geleceğin daha fazla karanlıktan başka vaadi yok.
Sana uzun uzun susuyorum, zaten konuşmak istesem de dilimden tek kelime çıkmıyor... Lakin o gülümsemeler, hâlâ sana aitler...
Güneş gözüne doğar ya bazen, yani öyle gelir uykunda sana. Ama güneş benim tam gözümün içine doğdu bugün. Balkona çıkıp yalınayak sokağı seyrettim. Biraz gülümsedim. Biraz içim serinledi, biraz soğukkanlıydım… Aylardan beri uyuklarken minik bir buseyle hayata dönmüş gibiydim biraz…
Bugün, güzel bir gün... Bugün yağmur bile yağsa gökkuşağı çıkar ardından. Bugün rengârenk düşler  görüyorum gözümün değdiği yerlerde. Bugün hiçbir çocuk üzülmüyor gibi hissediyorum. Anlam  yüklemeden bakıyorum etrafıma ve insanlardan beklentilerimi yok denecek kadar aza indirgiyorum bugün… Ve sen iyi ki geldin bugün ! Sen varsın diye böyle bugün. Papatyalar gülümsüyor bugün. Papatyaları severim bilirsin; bugün daha çok seviyorum. Tüm papatyalarım sevgimizi fısıldıyor göğe, tembihlediğin gibi.
Balıklarım uyuyordu ben uyandığımda. Tek tek konuştum onlarla. Sessizdim. Uzanıyorlardı boylu boyunca. Biraz tedirginlerdi. Gözlerinin açıklığını ona yordum. Sahi, balıklar gözü açık mı uyur?
Yenilenmek... Adeta kökünden su aldıktan sonra eski dokularını terk eden bir bitki gibi... Hayatın her döneminde ihtiyaç duydun ve birçok kez yapamadın belki...
Eskiye kıymak zordur. Her şeyin anısı vardır. Atamazsın, kaldıramazsın ve bir zaman sonra yüküne katlanmak zorlaşır... Onunla ilk buluştuğun günkü kazak, tuttuğun ilk günlük, o yıl aldığın ilk kitap derken atamadıkların artar gider...
Yaz, yenilenmek için en güzel mevsimdir. Tüm yılın yorgunluğunu attığın, kendine zaman ayırdığın, yapmayı en çok sevdiğin şey ne ise onu yaptığın mevsimdir.
O olmazsa yaşayamam demediğin her şeyden vazgeç ve tazelenmek için kendine bir şans ver. Yüzüne doğan güneş her sabah yenilenmene yardımcı olacak...
Demiştik ya “böyle bir kara sevda kara toprakta biter” diye; bitmedi, bitmeyecek işte.
Bol güneşli, bol sohbetli, sıcacık ve hareketli mevsim kapında! Yaz burada!
Çünkü geldin, sen geldin… Hoş geldin!



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder